resim_2025-05-10_150919703

2025 Kurban Bayramı

10 Yıldır kurbanlarınızı savaş bölgelerinde yaşayan ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırmaktan gurur duyuyoruz.

Ad Soyad ve videoların iletileceği numarayı yazarak dernek hesabına güncel kurban bedelini yatırmanız yeterlidir. Dernek hesabını whatsapp hattımızdan isteyebilir veya web sitemizden online bağış yapabilirsiniz.

Kurbanlar bayramın birinci ve ikinci günü kesilir. Kısa sürede videolar kurban sahiplerine ulaştırılır.

Bayramdan önce kurban sahipleri teyit için aranır ve vekaletleri alınır.

Kurbanlar Suriye Çobanbey’de bulunan Kurt-Ar Şht.P.Asb.Üçvş Musa Özalkan Kültür Evi’nde kesilecektir.

”Kurt-ar Yardım Videoları” Facebook sayfamızdan bugüne kadar kesilmiş binlerce kurbanın videosuna ulaşabilirsiniz.

resim_2025-05-10_150638062

2025 Kurban Bayramı

Vacip kurbanlarınızı Kurt-Ar’a emanet etmek isterseniz, 530 955 87 27 numaralı dernek hattımıza yazabilir veya çevrimiçi bağışlarınızı http://www.kurtar.org.tr adresinden gerçekleştirebilirsiniz.

Kurt-Ar

image

ŞAM DÖNÜŞÜ

Şam Dönüşü

Evimiz olarak gördüğümüz Çobanbey’den saat 15.00’de çıktık yola. 10 yıldır bildiğimiz Suriye’nin dışında bir Suriye’ye yol aldık. Yıllardır dinlediğimiz Halep, Hama, Humus ve Şam olaylarının, hikayelerinin ve anılarının yaşandığı yerleri artık bizzat görebilecektik. Halep’i geçmeden hava karardı. Hem yolların bazı yerlerde vurulmuş olması, hem araçlarımızın ve yolların aydınlatmalarının yetersiz olması hem de yol boyunca kenarlarda duran terk edilmiş, taranmış veya yanmış araçlardan dolayı Şam’a varmamız gece 01.00’i buldu. Ama bu yolculuk boyunca rejim vahşetine bir kez daha tanıklık ettik. Yemeğe veya tuvalete durduğumuz ve daha 8-9 gün önce kurtarılmış bölgelerde bulunan neredeyse her yerde önce korku sonra da büyük bir merak ile karşılandık. Çoğu vatandaş, esat rejimi dışında insanlar ile ilk defa temas ediyordu. Rejim baskısından alışkın oldukları üzere de, tamamen sivil olmamıza rağmen ilk başta çok korkuyorlardı. Ama biraz gülümseme, bolca Türkçe konuşma ile hepsini de hızlıca rahatlatabildik.

Zulmün asıl tanıkları ise elimize tutuşturulan ve üzerinde alelacele karalanmış isimlerin bulunduğu kağıtlar ve peçeteler idi. Onları ancak cebimize koyup rahatlıkla anlayacakları şekilde İNŞALLAH diyebildik. Çalışma yapmak üzere Türkiye’den gelen AFAD ekibine destek vermek için SEDNAYAH Hapishanesine gittiğimizi öğrenen nerdeyse herkes haber alamadıkları Baba, kardeş, eş veya evladının ismini eline geçen ilk şeyin üstüne yazıp bize veriyordu. Ne diyebilirdik ki… İnşallah demekten başka.
Sedynayah videomuzu izlemişsinizdir. Yayımlayamadıklarımız da telefonlarımızın hafızalarında ve yanan yüreklerimizin en derinlerinde kayıtlı duruyor. Sorgusuz sualsiz, sırf zalim esat rejimine karşı olduğu tahmin edildiği için ansızın tutuklanan ve ortadan yok olan on binlerce insanın son durağı olan korku binasına ulaştığımızda aileler gördük. Anneler, kadınlar, çocuklar. Hepsi bir umut kayıp yakınlarından bir haber alabilmek için gelmişlerdi hapishanenin önüne. Dış duvarda ise resimler ve altında isim ve irtibatlar asılıydı.

Suriyeliler için “Sednayah” kelimesi “Cehennem” kelimesi ile eş anlamlıdır neredeyse. Bu hem muhalifler için hem de rejim yanlıları için geçerli bir iddia. İtaat hatası yapan rejim askerlerinin bile oraya gönderilmek ile tehdit edildiğini dinlemiştim eski bir askerden. Hapishanenin bahçesinde, evrak yığınları arasında bulup Ankaraya, dernek müzemize getirdiğimiz belge de bunu doğruluyor. Belgede tutuklanan askerlerin bilgileri ve tutuklanma nedenleri yazıyor. Çoğunluğu rejime itaatsizlik !

Yapı giriş kat üstüne 3 kattan ve yıldız şeklinde ortada birleşen 3 kanattan oluşuyor. Giriş katta mutfak ve depolar, üst katlarda ise hücreler var. Tam ortada da demir parmaklılardan yapılmış bir kule. Taa zeminden çatıya kadar dar bir merdivenden çıkabileceğiniz ve her katı rahatlıkla izleyebileceğiniz bir kule. Bu kule vahşeti izlemek ama ellerini de kirletmek istemeyen yetkili ve komutanlar için yapılmış. Yapılış amacı bu olsa da Sednayah dan sağ kurtulan nadir insanlardan dinlediğimize göre ortadaki bu boşluk ve kule bir işe daha yarıyormuş. Tüm kanatlar bu merkeze, merkez de devasa kuleye bağlı olduğu için ölüm kokusunun hiç eksik olmadığı bu yapının neresinde işkence yapılırsa yapılsın her yerinden duyuluyor olmasıymış.
Hücreleri, mahkumlar serbest bırakılalı 9 gün olmuş olmasına rağmen, yüzümüzde maske ile dolaşabildik. Ter, nefes, kan ve ölüm kokusu öyle bir sinmiş ki bu duvarlara ürpermeden tek bir adım bile atamıyorsunuz. Her adımda işkencelerin sesleri kulaklarınıza, demir soparlar ile kemikleri kırılan insanların görüntüleri de zihninize doluyor, yürümek istemiyorsunuz. Duvarlara dokundukça oralara sizden birkaç gün önce dokunmuş olan ve katil esatın psikopatları tarafından sırf sevk için öldürülen insanlar beliriyor gözünüzün önünde.

Hiçbir yargılama olmadan sadece birileri şikayet etti diye tutuklanan ve “kayıp edilen” onbinlerce insanın korkulu gözleri her yerden bakıyor koridorlarda. Günlük ortalama 50-60 insanın öldürüldüğü bu yapıda ölenleri taşımak için yine mahkumların kullanıldığını biliyor muydunuz? Hatta ölülerin nasıl taşındığını bu insanlara öğretmek için hücrelerden rastgele çıkartılan esirlerin koğuş arkadaşlarının gözleri önünde infaz edildiğini ve cenazeleri ile taşıma tekniklerinin çalışıldığını duymuş muydunuz? Biz de sağ kurtulanlardan duyduk. Duyduk ama insanlığı sorguladık. Ya bunu yapanlar insan olamazlardı ya da insan oğlu sürüye uyup canavara dönüşebiliyordu. Diğer taraftan da bu vahşet bulunan toplu mezarlar, ortaya çıkan işkence aletleri, kayıp onbinlerce insanın isim listeleri ve de sağ kurtulanların ifadeleri ile ispatlanmışken hala “ İsrailin oyunu, Amerikanın bilmem nesi” diyerek esaretten kurtulan insanlara sevinmemize laf eden kitleyi de hiç anlayamıyoruz maalesef.
Baas zihniyetinin zebanisi esat ailesinin ellerinde hayatını kaybetmiş olan tüm insanlara Allahtan rahmet diliyoruz. Ruhları şad olsun…
Tagayhan ( Bir Kurt-Ar Gönüllüsü)

resim_2024-12-31_194455242

SEDNAYAH HAPİSHANESİ VE HALEP

Halep Dönüşü
Kurt-Ar Gönüllüleri gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, heyecan ve üzüntülerimizin bir kısmını paylaşımlarımızdan zaten biliyorsunuz. Halep’te bu hafta yaşadıklarımızın da bir kısmını bilin istedim.

Halep Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir malum. Kadim bir Türk şehri. Bu nedenle de epeyce Türkmen mahallesi var içerisinde. Etrafındaki, özellikle de Kuzeyindeki, Türkmen köylerini zaten biliyorsunuz.

Kurt-Ar Dernek Merkezimizde konu ne zaman Suriye Türkmenlerine gelse Halep’te rejim tarafından yasaklanan Türkçeden, köylerdeki yaşlılarımızın ve çocukların Arapça bilmemelerinden bahsedilir. Esad rejimi Türkçe konuşulmasına izin vermemiş, dışarıda Türk dili kullananları fişlemiş, tutuklamış ve olmadık işkencelere maruz bırakmıştır.
Baas rejiminden kurtulmasının 5. Gününde girdik tekrar Halep’e (en son 2016 yılında, kuşatma zamanı yardım götürebilmiştik) ve Türkmen mahallelerinde yardım dağıtmaya başladık. Bu anlatacaklarımın video kayıtları elimizde mevcut, merak edenler Kurt-Ar dernek merkezimizde izleyebilirler. Sokakta önünde durup Türkçe selam verdiğimiz kadını, çocuğu, genci, yaşlısı hep aynı tepkiyi veriyordu. Önce şaşkınlık ve korku ile duraklıyorlardı Türkçe konuştuğumuz için.

Çoğu ilk başta Türkçe bildiğini inkar ediyordu ama sonrasında bizim kim olduğumuzu, Türkiye’den onlara yardım etmek için geldiğimizi anlayınca duygulu anlar başlıyordu. Kimi ağlamaya başlıyor, kiminin ise sadece dudakları titreyip gözleri doluyordu. Uzun yıllar sonra tekrar sokakta anadillerini, Türkçeyi konuşuyor olmanın heyecanı ile ne dediklerini şaşırıyorlardı. Türkmenler evde anadillerini konuşuyor olsalar da dışarıda, kendi aralarında bile Arapça konuşmak zorunda bırakılmışlar.

Tüm gün gezip herkese sadece “merhaba, nasılsınız?” diyebilmeyi o kadar isterdim ki. Sanki dilimde onların çocukluk hatıraları ile geziyormuş gibi hissettim kendimi. O hatıraları canlardırdığımız anda ağlayan, sesi, dudağı, gönlü titreyen tüm soydaşlarımdan helallik diliyorum. Hem kendim hem de oralara uzanamayıp onları yalnız bırakmış olan büyüklerim adına. Bağışlayın bizi…

Tagayhan ( Bir Kurt-Ar Gönüllüsü)

resim_2024-12-31_193630561

KURT-AR HALEPTE 2!

Gezdim Halep ile Şam’ı
Eyledim ilim talep
Meğer ilim bir hiçmiş
İllâ edep, illâ edep.

-Yunus Emre